Allah'ın Elçisi Hz. Muhammed'in VEDÂ HACCI


Takriben dört bin yıl önce Rabbimizin “İnsanlara Haccı ilan et...” buyruğu ile Hz. İbrahim Peygamberle başlayan, son ve evrensel Peygamber Hz. Muhammed’le de aslî hüviyetine bürünerek varlığını sürdüren Hac, Kıyamet Günü’ne kadar devam edecek İslâmî bir mucizedir. Güç yetirenler için Haccı farz kılan Allah’a hamd ederim. Onu, Kur’ân’ın onayladığı İbrahimî çizgide bize örneklendirerek açıklayan Elçisi Hz. Muhammed’e salât ve selâm ederim. Allah katında Kabul olunur bir hac yapmak için, Hz. Peygamberimiz efendimizin yaptığı tek hac olan Veda haccının bilinmesi gerekir. Haccın özünden uzaklaştırıcı ayrıntılardan korunmak ve uygulamada karşılaşılan zorlukları giderici ilmî çalışmalar yapmak için de bu gereklidir. On yıl kadar önce ünlü İslâm bilgini İbn-i Hazm’ın Haccetül-Vedâ isimli hacimli çalışmasından bizzat kendisi tarafından çıkarılan özeti tercüme etmiş ve küçük ilaveler yaparak yayınlamıştım. Bu defa katkılarımızı artırdık ve çalışma bize ait bir çalışma niteliğine büründü. Bir çırpıda okunabilmesi için hacmi büyütmemeye de özen gösterdik. Çalışmamızın neredeyse her cümlesinin kaynağını da gösterdik. Amacımız, seslendirmesini de yapmaya muvaffak olduğumuz bu çalışmamızla, hacca giden ve gidecek olan insanlarımızın doğru bilgilerle bilgilendirilip bilinçlendirilmelerine ve gönül dünyalarının ışıklandırılmasına bir ölçüde olsun vesile olabilmektir. Ana gayemiz Âlemlerin Rabbi olan Mevla’mıza güzel kul olabilmektir.
Ali Rıza DEMİRCAN
Hac, Kıyamet Günü’ne kadar devam edecek İslâmî bir mucizedir.

Kur'an ve Sünnet Işığında Cennet Hayatı


Cennet Hayatı ile ilgili ayetlerin ve hadislerin incelemesiyle hazırlanmıştır Milyarlarca insan, fakirlik/açlık sınırında yaşam mücadelesi veriyoruz. Basit gereksinimlerimiz için ömür tüketiyoruz. Mal varlıkları, siyasi egemenlikler, sosyal ve medyasal güçler de göreceli ve sonlu. İstisnasız herkes sosyal ve ekonomik krizlerin, doğal âfetler ve hastalıkların tehdidi altında. İhtiraslar içinde kavgalar, cinayetler, işgaller, savaşlar, sömürüler ve silahlanmalar tüm hızıyla devam ediyor. Bin bir çeşit problemler, acılar içinde yaşanan hayatlar da pek kısa. İnsanlık değerleri alt üst edilmiş. Adalet gerçekleşmiyor. İyiler mağdur edilebilirken acımasız zalimler koruma altına alınabiliyor. Ferdî, ailevî ve toplumsal mutluluklar, güzellikler de ölümün gölgesi altında geçici. Yaşanılan fizik alemde özetlenenlerin dışında farklı bir gelecek de yok. Adalete ve ebedîliğe kodlanmış insan rûhu ise arayışlar, edinemediği nimetler ve güzelliklerin özlemi içinde. İnançlı ve erdemli olarak yaşamaya çalışanlar ve gelecekten beklentisi olanlar da yalnızca fizik ötesi âleme inananlar. Şimdi soralım: Işık hızı ile hareket edebilen, çevresindeki canlı ve cansız sayısız varlıklarla konuşabilen ve onlara bakışlarıyla emirler verebilen dolunay gibi aydınlık, güzeller güzeli ebedî bir rûh-beden varlığına sahip olmak ister misiniz? Dünya ölçeğinde büyük mü büyük, ileri teknoloji ile donanımlı mı donanımlı özel bir ülkenin sonsuza dek sizin olmasını ister misiniz? Yaşayıp yöneteceğiniz bu ülkede, ormanlarla çevrili, çeşit çeşit meyve ve gül ağaçlarıyla bezeli, içinden değişik renkler ve tatlarda nehirler akan, kaynaklar fışkıran yemyeşil alanlar içinde altın, gümüş ve değişik mücevherlerden yapılmış saraylarınız olmasını ister misiniz? Sedeflerindeki inciler gibi göz kamaştırıcı eğitimli ve cazibeli hizmetçilerinizin sanat harikası servis takımları ile bin bir çeşit yemekler, meyveler ve misk kokulu mühürlü kaynaklarından alınmış sağlıklı içkilerle size ve dostlarınıza hizmet sunmasını ister misiniz? Dünya güzeli erkekler ve kadınlardan çok daha cazibeli olacak, ahlâk ve yüz güzellikleri vasfedilemez niteliğe bürünecek eşlerle, kalıcı rûhsal ve bedensel zevkleri zirvede yaşamak ister misiniz? Tabii konuşmaların bile ileri derecede zerâfet ve letâfet kazanacağı bir yaşamda, şaheser salonlarda, dev sanatçıların hiçbir gözün görmediği enstrümanları ve hiçbir kulağın işitmediği büyüleyici sesleriyle sürekli olarak verecekleri, mûsiki ziyafetlerini dinlemek ister misiniz? İhtişamları karşısında ürperdiğimiz dağların daha büyüklerinin zirvelerine tırmanmak, dev dalgalarından ürktüğünüz denizlerin daha azametlilerinin derinliklerine dalmak, büyülenerek hayranlıklarla izlediğiniz yıldızların daha görkemlilerine ulaşmak ve aralarında bitmeyecek yolculuklar yapmak ister misiniz? Başta insanlık semasının yıldızları olan Peygamberlerle, tarihler boyu milyonları erdemlere yönlendirmiş alimler ve yöneticilerle, insan hakları ve hürriyetleri uğruna devrimler yapmış, can vermiş yüce şahsiyetlerle, özetlersek, büyük insanlarla ebedî dostluklar kurmak, sohbetler yapmak ister misiniz? Hz. Âdemden beri yaşamış ve Kıyamet Günü'ne kadar yaşayacak inançlı ve fazîletli insanların, cinlerin ve de meleklerin katılacağı, ileri medeniyetlerin yaşanacağı ve barışın hakim olacağı gizemli bir âlemde ebediyen mutluluk içinde yaşamak ister misiniz? Bütün varlıkların, tüm güzeller ve güzelliklerin yaratıcısı olan Allah'ın tanımlanamaz zatî güzelliklerine bakmak, O'nun ebediyen sürecek sevgisi altında bulunmak, O'nun Selâmı ve konuşmalarına muhatap olmak ister misiniz? Fizik âlemde hiçbir gözün görmediği ve göremeyeceği, hiçbir kulağın işitmediği ve işitemeyeceği ve hiçbir kalbin tasavvur etmediği ve edemeyeceği sonsuz nimetleri, zevkleri ve mutlulukları, fizik ötesi ebedî bir âlemde yaşamak ister misiniz? Konumunuz, gücünüz ve düzeyiniz ne olursa olsun ergin bir insan olarak bütün bu isteklerinizi gerçekleştirebilirsiniz. Nasıl mı? Nerede mi? Ne yaparak mı? Kimlerle mi? Bütün bu soruların cevaplarını bu kitapta bulacaksınız.
Ali Rıza DEMİRCAN
Adalete ve ebedîliğe kodlanmış insan rûhu ise arayışlar, edinemediği nimetler ve güzelliklerin özlemi içinde.

Kur'an ve Sünnet Işığında Cariyeler ve Sömürülen Cinsellikleri


Bu çalışmada Kur'ân ve Sünnet ışığında cariyeleri ve sömürülen cinselliklerini incelenmiştir Köleliği donduran İslâm, onu Kıyamet Günü´ne kadar yürürlükte kalacak esirlik kurumuna dönüştürmüştür. Cariye savaş esiridir. Harpler devam ettiği sürece, cariyeler tarihte olduğu gibi gelecekte de var olacaklardır. Biz bu çalışmamızda Kur´ân ve Sünnet ışığında cariyeleri ve sömürülen cinselliklerini inceledik. Onlara ilişkin, insanlık değerlerini koruyucu adil ve ahlaki kurallarımızı belirledik. Geleceğin İslâm dünyasını kuracaklara, ruhlara sindirilemeyen Cenevre sözleşmesine karşılık oluşturacakları, uygulanması Cennet´e götürecek Mekke/Ankara Sözleşmesi´ne malzeme hazırladık.
Ali Rıza DEMİRCAN
Cariye savaş esiridir. Harpler devam ettiği sürece, cariyeler tarihte olduğu gibi gelecekte de var olacaklardır.

İslâm’a Göre Cinsel Hayat


Kur'ân ve Sünnet'in yorumlanmasında fıkhî mezheplerimizce üzerinde ittifak edilen hususlar gözetilerek hazırlanmıştır. İnsanları erkek ve dişi olarak yaratan Allâh'a hamdolsun. Teblîğ, tefsîr ve tatbîk ederek, İslâm Dini'nin cinsel nitelikli kurallarını bizlere sunan Allâh'ın Resûlü Hz. Muhammed'e salât ve selâm olsun "İslâm'a Göre Cinsel Hayat" on yıl kadar önce yazmayı düşündüğüm ve bu maksadla malzemelerini toplayıp biriktirmeye başladığım bir eserdir. Bu sebeble, kitabın içeriği ve meselelerin yorumlanış tarzı uzun yıllar içinde oluşmuştur. Gerçeği dile getirmek gerekirse bu kitap; muhtevası, tertibi ve mevzûların işlenişi yönüyle orijinaldir. *** Araştırmamda Kur'ân ve Sünnet'i esas aldım. Hükme mesned hadislerin seçiminde ileri derecede bir titizlik göstermeye ve aslına sadık kalarak anlaşılır bir dille tercüme etmeye çalıştım. İlgi alanımızı ön plana çıkarmak için de bazı hadislerin tercümesinde takdim ve tehir yaptım. Kur'ân ve Sünnet'in yorumlanmasında fıkhî mezheplerimizce üzerinde ittifak edilen hususları gözettim. Farklı ictihadlar içinde esas aldığım görüşlerin kaynaklarını da beyan ettim. Kur'ân ve Sünnet'in doğrudan hükme bağlamadığı hususlarda muhterem müctehidlerimizin görüşlerini araştırmakla ve birinci planda değerlendirmekle beraber, Allah Zülcelâl'in ilham ettiği nükteleri de sunmaktan kaçınmadım. Kitabı yazarken savunma üslûbundan çok, İslâm'ın yüceliğini dile getirici bir üslûb kullandım.Toplumumuza egemen olan hayat tarzının eğrilerini, İslâm'ın doğrularının açıklanmasına engel görmedim. Batılları iyice gözden geçirmeye çalıştım. Ama metod olarak kitabımıza yansıtmadım. Ne var ki onları göz önünde bulundurarak, gerekli yorumları içerir bir üslûbla Hakk'ı dile getirmeye çalıştım. Yazılanlar nasıl karşılanır, nasıl değerlendirilir diye bir endişeye düşmedim. Hakk'ın hâtırını her şeyin üstünde tuttum. Müsbet bilim verilerinden yararlandıysam da, İslâm'ın doğrularını bilime tasdik ettirme çabası içine girmedim. Ama tabiî kanunları ve İslâmî düstûrları koyanın Allah Zülcelâl olduğuna işaret ederek, İslâm'la müsbet bilim verileri arasında çelişme ve çatışma olamayacağını özellikle vurgulamaya çalıştım. Bazı eksiklikler elbette görülecektir. Kapsamlı bir mevzûun eksiksiz olarak sunulamayacağının takdir olunacağını ümit ederim. Tenkidlere açığım ve du-âcı olurum. Bu kitab vesilesiyle Rabbimin beni rızasına erdirmesini diliyorum. Davamız Âlemlerin Rabbi olan Allah'a Hamd ve Sena'dır. .
Ali Rıza DEMİRCAN
Gerçeği dile getirmek gerekirse bu kitap; muhtevası, tertibi ve mevzûların işlenişi yönüyle orijinaldir.

Cuma Mesajları - Haklar, Hürriyetler, Vazifeler


1999-2002 yılları arasında Akit ve Vakit gazetelerinde yayınlanan ve bir kısmı Perpa Camii'nde sunulan hutbelerden oluşmaktadır. Alemlerin Rabbi olan Allah’a Hamd ederim. Peygamberimiz Hz. Muhammed’e Salât ve Selâm ederim. Süleymaniye Camii İmam Hatibi olduğum dönemde (1970-1982) hazırlayıp sunduğum hutbelerimi ‘İslam Nizamı’ adıyla üç cilt halinde yayınlamıştım. 10’un üzerinde baskı yapan hutbelerimin devamı arzulanıyordu. Kitap halinde yayınlanan bu hutbeler 1997-1999 yılları arasında Akit Gazetesi’nde neşredildikten sonra yeniden hutbe formunda yazmaya başladım. 1999-2002 yılları arasında Akit ve Vakit gazetelerinde yayınlanan ve bir kısmı Perpa Camii’nde sunulan bu yeni hutbelerimi Cuma Mesajları adıyla iki cilt olarak bir arada yayınlıyorum. Cuma Mesajları, İslâm Nizamı’nın 4. ve 5. ciltleri olarak da kabul edilebilir. Bu vesile ile'Cuma Mesajları'mızla ilgili bazı bilgiler sunmak istiyorum. a) Cami içinde kültürel inkılâb olmadıkça duyarlı Müslümanların kültürel, siyasî ve iktisadî alanlarda atılım yapmaları güçtür. Bu sebeple her düzeyli Müslüman’ın bilmesi gereken konuları Cuma Hutbeleri/Mesajları formu ile yazmaya çalıştım. İnsanımızı aydınlatırken geleceğe dönük olarak Cami içi inkılâba da malzeme hazırlamak istedim. b) Hutbeler/Mesajlar düzeylidir. Önemli bir bölümü insan hakları ve hürriyetleri ile ilgili olup ilmî tebliğ niteliklidir. c) Rahat okunabilmeleri için sık sık ara başlıklar kullandım. d) Ayet meâllerini, bazı müdahalelerle birlikte Muhammed Esed’in Kur’ân Mesajı’ndan aldım. Hadislerin tercümeleri ise tarafımızdan yapılmıştır. e) Bazı hutbelerin/mesajların giriş bölümlerinde basit de olsa benzerlikler görülebilir. Bu durum, değişik zamanlarda yazılmalarından kaynaklanmaktadır. Ancak farklı nükteler içerdikleri de bir gerçektir. f) Arapça menşeli kelimelerin yazılışları bizim için de bir problem oluşturmuştur. Ancak, Kur’ân, İslâm, Cihad, Resûlüllah, gibi temel kavramlarda yazılış birliğini sağlamaya çalıştık. g) Kadınlarımızın cemaat namazlarına katılımı, özel halleri ve gayr-ı müslimlerle evlilikleriyle ilgili ilmî çalışmamı da ileride yayınlanacak konferanslarıma örnek olmak üzere Cuma Konferansları genel başlığı altında kitabın sonuna koydum. Okunma ve dinlenme yoluyla faydalar sağlamasını dilediğim çalışmalarımı Ahîret yatırımım olarak kabul buyurmasını Mevlâ’mızdan niyaz ediyorum... Son baskı vesilesiyle... Elinizdeki ilaveli baskıyı yapmaya başarılı kılan Allah’a hamd ederim. Muhtaç olduğumuz örnekleri sunan şanlı Peygamberimiz Hz. Muhammed’e salât ve selam ederim. Bu baskıya yirmi kadar mesaj ilave edildi. Böylece mesajların sayısı yüz kırkı buldu. Mesajlarımız incelendiğinde bir çok konunun tarafımızdan incelenerek yazıldığı görülecektir. Bütün başarılar Allah’tandır ve övgüler de O’nadır. Rabbimden mesajlarımızı çok çok uzun ömürlü kılmasını diliyorum. .
Ali Rıza DEMİRCAN
1999-2002 yılları arasında Akit ve Vakit gazetelerinde yayınlanan ve bir kısmı Perpa Camii'nde sunulan hutbelerden oluşmaktadır.

Allah’ın Resûlü’nden Hayat Dersleri


Peygamberimiz'le Ashâb-ı Kiram arasında sual-cevap tarzında geçen konuşmaların yer aldığı hadislerden derlendi. Zatının razı olacağı şekilde Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd ve senâ ederim. Kıyamet Günü'ne kadar getirilecek salât ve selâmlar sayısınca O'nun Resûlü Yüce Peygamber'imiz Hz. Muhammed'e salât ve selâm ederim. Süleymaniye Câmii İmam ve Hatibi olarak fiilen irşad görevinin içinde bulundum. Hutbelerimi, vaazlarımı, ayrıca seminer ve konferanslarımı hazırlamak için de sürekli olarak kaynak tefsirler ve hadîs kitapları ile irtibatlı oldum. Tefsirleri ve hadîs kaynaklarını mütalaa ederken Peygamberimiz'le Ashâb-ı Kiram arasında sual-cevap tarzında geçen konuşmaları ihtiva eden hadîsler ilgimi çekmiştir. Düz hadîslere nazaran üzerimde daha fazla bir tesir vücuda getiren bu hadîslerin hitap ettiğim insanlar üzerinde de farklı bir tesir icra ettiğini gördüm. Öğreticilik ve belleticilik vasfı büyük olan bu hadîslerin nefsim ve hitap ettiğim insanlar üzerindeki farklı ve verimli tesirini tesbit edişim, beni bu gibi hadîsleri derlemeye yöneltti. Bir hadise müstenid olan yaygın bir geleneğe uyarak önce "kırk hadîs" hazırlayıp neşrettim. Böylece başladığım çalışmalarım sonunda bu eser hazırlanmış oldu. Kitabın Özellikleri a- Peygamberimizin Ashâb-ı Kiramın suallerine verdiği cevaplar, kendisine has öğretim usûlüyle sualler sorarak yaptığı açıklamalar ve müşahede ettiği olaylar sebebiyle verdiği emirler ve koyduğu yasaklardan seçilmiş 600 kadar hadisi ihtiva eden ilk Türkçe neşir olması bakımından kitabımız orijinal bir çalışma olarak kabul edilebilir. b- Hadîslerin her birinde hadisin bir bölümü ile veya muhtevasına uygun cümlelerle başlıklar konulmasını bir yenilik olarak değerlendirmek mümkündür. c- Az sayıda açıklamalarla da olsa hadîslerin sunduğu mesajlara, yaşadığımız döneme ışık tutacak boyutlar içinde yorum getirilmesi de kitabımızın bir hususiyeti olarak görülebilir. d- Parantez içi açıklamalara genişçe yer verilmesi tenkit olunabilirse de türcümelerin ilk okunuşta anlaşılır açıklıkta olması bir özellik sayılabilir. Tercüme ve açıklamalarda takip edilen usûl 1) Tercümede hadisin metnine sadık kalınmıştır. Ancak tercümenin anlaşılır olması için gerektiğinde parantez açılarak ilaveler yapılmıştır. Bu ilaveler bazen hadisin vürûd sebebinden yararlanılarak konulmuştur. Bazen da mevzu ile ilgili diğer hadîslerdeki açıklamalardan yararlanılmıştır. Sayıları az da olsa bazı hadîslerin başında veya sonunda yer alan parantez içi ilave cümleler ise kaynaklardan alınmış, açıklamaya gerek duyulmaksızın hadisin bütünüyle anlaşılması için gerekli görülmüştür. 2) Sahâbîler tarafından Peygamberimize karşı kullanılan "Ehbir, Allim" gibi emir sığaları bazen mesela, "bildirseniz, öğretseniz..." şeklinde tercüme edilmişse de çok defa rica manasında "bildirir misiniz? öğretir misiniz?" şeklinde tercüme edilmiştir. Ancak bu şekilde tercümeler, genelde "bildir (ir misiniz?) öğret (ir misiniz?)" şeklinde yazılarak gösterilmiştir. 3) Hadîsler diyalog tarzında olduğu için hadîs metinlerinde pek çok geçen (Kale, Kultü, Kulna) gibi fiiller akıcılığı sağlamak için bazı hadîslerde tamamen, bazı hadîslerde de kısmen tercüme edilmemiş fakat (-) şeklindeki söz başı işaret ile belirtilmiştir. 4) Hadisin her hangi bir bölümünde iki rivayet geçmişse bunlardan biri ve diyalog tarzına uygun olanı seçilmiş, alınmayan rivayet gösterilmemiştir. 5) Ana konunun dışında olduğu veya ayrıca izahı gerektirdiği için bazı hadîslerin baş tarafı veya son tarafından bir bölüm tercümeye alınmamıştır. Gerektiğinde takdim ve tehir de yapılmıştır. Ancak bu gibi tasarruflarda durum, genelde hadisin kaynağı verilirken açıklanmıştır. 6) İfadeyi ağırlaştırmamak için, az da olsa bazı hadîslerde ard arda gelen ve mercii aynı olan zamirlerin, biri veya ikisi tercümede gösterilmemiştir. Tercümenin anlaşılır olması için de bazen zamirler, ism-i işaretler ve ism-i mevsuller açığa çıkarılmıştır. 7) Bazı hadîslerde geçen ve iki manaya gelen kelimelere, hadisin ruhuna uygun düşüyorsa, aralarına (;) işareti konularak her iki mana da verilmiştir. 8) İki kaynak gösterilen hadîslerde ise tercüme birinci kaynağa göre yapılmıştır. 9) 600 kadar olan hadisimizi yetmiş mevzua ayırdık.* Bazı mevzularda ondan fazla hadise yer verirken bazılarında üç hadîsle yetindik. Bunun sebebi o konudaki hadîslerin, özellikle sual cevap tarzındaki hadîslerin az olmuş olması veya bizim tesbit edemeyişimizdir. 10) Hâdislerin bir kısmı diğerlerini açıklayıcı vasıfta olduğu için kısa notlarla açıklandı. "Hülle" hadisinde olduğu gibi lüzum gördüğümüz yerlerde uzunca açıklamalar yaptık. Umumiyetle konuların ilk hadisinde o konu ile ilgili özet bir malumat verdik. Bu bilgileri de büyük ölçüde, İslâm Nizamı isimli 3 ciltlik eserimizden alıntıladık. 11) Hadîslerin açıklamasında genellikle konularındaki âyetlere ve hadîslere dayandık. Hadîslere şerhler zaviyesinden bakmakla beraber genel kültür açısından da bakmaya çalıştık. 12) Özellikle Arapça bilen aydınlarımız ve dîn görevlilerimizin tercümesini okudukları hadisin metnini görmek istemeleri tabiidir. Ancak teknik imkânsızlıklar sebebiyle ve de kitabın hacmini büyütüp okuyucunun alım gücünü zorlamamak maksadıyla yüz elli kadar metin koymakla yetindik. Kitabımızın her kültür seviyesinden okuyucu için faydalı olacağına inanıyorum. Özellikle vaizler, İmam-Hatipler, dîn ve ahlâk dersi öğretmenleri ve de özel sohbetler için faydalı olacağı inancındayım. Burada, İmam-Hatip olan okuyucularımız için bir maruzatımız ve bir de ricamız olacaktır. Süleymaniye Câmii'nde nöbetçi olduğum günler öğle namazlarından sonra mihrabda ayağa kalkarak kitabımızda yer alan hadîslerin hemen hemen tamamını üçer-beşer dakikalık sohbetler halinde cemâate sundum. Pek feyizli ve de verimli oldu. Va'z edecek seviyede olsun veya olmasın İmam-Hatiplerimizin her birinden ricam bu hadîsleri sıra ile veya seçerek cemâatlerine sunmalarıdır. Bunun için önce seçilen hadisi 3-5 defa okuyarak ezberlemeli veya ufak bir kağıda yazmalı, mihrabda ayağa kalkarak en az iki kere tekrarlamalıdırlar. Bunu yapan İmam-Hatipler kısa bir süre sonra kendilerinde ve cemâatlerinde vukua gelecek müsbet gelişmeyi göreceklerdir. Cemâatlerine yararlı olamayan İmam-Hatiblerin pek büyük bir vebal altında olduklarını bilmem hatırlatmaya lüzum var mıdır? Kitaplarımı neşretmede aceleci olduğumu itiraf ederim. Ancak hata etmemeye çalıştım. Tenkitlere açığım. Yüce Rabbimden bu çalışmamı mü'min kardeşlerime faydalı kılmasını diliyorum. Son Baskı İçin Bir Kaç Söz Allah'a hamd ve Resûlü'ne salât ederim. İkinci baskıdan sonra kitabımız defalarca basıldı. İslâm Mecmuası tarafından okuyucularına dağıtıldı. Kitabımızı ancak bu son onuncu baskısı için yeniden gözden geçirebildik. Tercümeleri kontrol ettik. Pek az da olsa notlar ilave ettik. Genelde Hz. Peygamber'in Sünnetine, özelde hadîslere bakışımızda gelişmeler olmasına ve hadîslerin içeriğiyle Kur'ân'a arzının gerekliliğine olan inancımızın bilimsel düzeyde pekişmesine ve bilgi seviyemizin gelişmesine rağmen kitabımızdan bir tek hadîs dahi çıkarma gereğini duymayışımız gerçekten sürûrumuzu mücib olmuştur. Amacımız Peygamberimizin izinde Rabbimizin sevgisini kazanmaktır..
Ali Rıza DEMİRCAN
Peygamberimiz'le Ashâb-ı Kiram arasında sual-cevap tarzında geçen konuşmaların yer aldığı hadislerden derlendi.

Hac ve Umre Yüceliğe Çağrıdır


Peygamberimizin Vedâ Haclarını özetleyen kitapçık İbn-i Hazm'ın Haccetül-Veda' isimli eseri temel alınarak hazırlanmıştır Peygamberimizin Vedâ Haclarını özetleyen bu kitapçık, ünlü İslâm bilgini İbn-i Hazm’ın Haccetül-Veda’ isimli eserinde başta Kütüb-Sitte olmak üzere ana kaynakları inceleyerek oluşturduğu metin temel alınarak hazırlanmıştır. Metin aslına sadık kalınarak tercüme edilmiş, bütünlüğü sağlamak için bazı takdimler tehirler yapılmıştır. Ancak bu tercüme edilen metinle yetinil- memiştir. Tercümede bazı parantez içi bilgiler verilmiştir. Aynca günvenilir ha- dis kaynaklarından yararlanılarak, tercüme edilen metnin hacmi ölçüsünde ilave bilgiler verilmiştir. Böylece kitabçık daha verimli bir hale getirilmiştir. İbn-i Hazm’ın yöntemi gereği rivayet üslubuyla verdiği Arafat ve Minâ hi- tabeleri ise öneminden ötürü iki pasaj dışında onun dayandığı rivayetler esas alınarak doğrudan Peygamberimizin diliyle sunulmuştur. Sonuçta müşterek bir çalışma ortaya çıkmıştır. Amacımız şekil şartlarına uygun akademik bir yayın yapmak değil, genel- de insanımızın, özelde hacca giden ve gidecek olan insanlanmızm doğru bil- gilerle bigilendirilip bilinçlendirilerilmelerine ve gönül dünyalarının ışıklandı- rılmasına vesile olmaktır. Davamızın gayesi, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdü senadır..
Ali Rıza DEMİRCAN
Peygamberimizin Vedâ Haclarını özetleyen kitapçık İbn-i Hazm'ın Haccetül-Veda' isimli eseri temel alınarak hazırlanmıştır

Süleymaniye Minberinden - İslâm Nizâmı


Süleymaniye Camii Minberi'nden takdim olunan hutbelerden oluşmaktadır Allah'a hamd, Yüce Peygamberimize salât ve selâm ederim. İslâm Dîni, itikadî, içtimaî, iktisadî, hukukî ve ah lâkî kanunlarıyla, beşer hayatını bütün cepheleriyle kuşatan, insanlığı mesud edecek son hak nizamdır. Rabbimizin bu yüce dînini aşkla yaşayabilmek ve içtimaî hayatın, yaşanan bir fazilet nizamı haline geti rebilmek için, O’nu aslî güzelliği içerisinde görmek ve cihanşümul bir nizam olarak tanımak lâzımdır. İşte bu hutbeler manzumesi, İslâm Dini’ni gerçek manâsıyla tanımak ve tanıtmak için yapılan samimî bir çalışmanın mahsulüdür. Kitapta yer alan ve istisnasız olarak Süleymaniye Camii Minberi’nden takdim olunan hutbeler, ekseriyetini münevverlerin teşkil ettiği Süleymaniye Camii Cemaati’nin seviyesi esas alınarak hazırlanmıştır. Bu itibarla, bazı hutbelerimizin ilmî ve fikrî yapısı, halk se viyesine nazaran yüksekçedir. Mevzulara çok yönlü ba kıldığı için de, hacim bakımından emsaline nazaran bi raz uzuncadır. Hutbelerimizden yalnız İmam ve Hatip’lerimizin değil, vaaz ve konferans vereceklerin, münevver okuyucu kitlesinin de faydalanmasını arzu ettiğimiz için seviyeyi düşürmedik ve hacmi küçültmedik. Cemaatin durumuna göre lüzumlu görülecek sadeleştirme ve kı saltmaları, hutbeleri takdim edecek vazi- felilerin takdir ve tasarrufuna bıraktık. Arzu edildiği takdirde, işlenen mevzu üzerinde da ha geniş bir araştırma yapılmasını sağlamak için de hutbelerimizde geçen bütün âyetlerin, hadisle- rin, fıkhı kaidelerin ve tarihî vak’aların kaynaklarını gösterdik. Buna rağmen hiçbir iddiası olmayan ve hüneri ancak samimiyeti olan hutbelerimizde, ek- sikler görüle cektir. Bunların iyi niyetimize bağışlanmasını istirham ederim. Kitabımıza takriz yazmak lütfunda bulunan, ken disinden ilim ve irfan te- feyyüz ettiğim pek muhterem faziletli hocam Abdurrahman Şeref Güzelyazıcı’ya, teşekkürü vazife bilirim. Hutbelerimin, mü’min kardeşlerime faydalı olmasını yüce Allah’ımdan ni - yaz ederim. Son Baskı İçin... Bütün kitaplarımın basılması arzusunu izhar eden Beyan Yayınları sahibi Ali Kemal Temizer Beyefendi kardeşimin teklifi üzerine Süleymaniye Minberin­ den İslâm Nizâmı isimli eserimi gözden geçirdim. Aradan yıllar geçmesine ve seviyemizin gelişmiş olmasına rağmen hut- belerime güncelleştirme ve sadeleştirme dışında ilave yapma ihtiyacını duy- madım. Çünkü gereğince çalışılarak ve kaynaklar taranarak hazırlandıklarını gördüm. Allah’a hamd ettim. Yaşadığımız dönemde ülkemizi yöneten insanların bir bölümünün üni- versite yıllarında dinledikleri ve seminer çalışmalarına temel aldıkları bu hut- beleri aktüaliteden hareketle hazırlamış idiysem de aktüaliteye yer vermemiş- tim. Bu sebeple hutbeler bu gün yazılmış gibidir. Bu gün yazılmış gibi gazete ve mecmualarda yayınlanmakta, okunmakta ve alıntılar yapılmaktadır. Yüce Rabbimden hutbelerime uzun ömürler vererek Sadakay-ı Cariye kıl- masını niyaz ederim. Tarihe not düşürmek ve Süleymaniye Minberinden İslâm Nizâmı’nın öne- mine/etkisine vurgu yapmak için şu bilgileri vermekte fayda görüyorum. 1. Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı’nın 31 Ocak 1981 tarih ve 1130/ 395-81 istihbarat sayılı yazısı sebebiyle İslâm Nizâmı’nın 3 cildiyle ilgili olarak Beyoğlu Sorgu Hakimliği’nde dava görülmüştür. Laikliğe aykırı olarak yayın yoluyla propaganda yapıldığı iddiasıyla açı- lan davada 26.04.1981 tarihli, Sahir Erman-Erol Cihan tarafından hazırlanan bilirkişi raporuna müsteniden Hakim Nihal Kural (14555) tarafından 24.06.1981 tarihinde talebe uygun olarak men-i muhakeme kararı verilmiştir. (Esas 1981/120, Karar 1981/158, Sayı 1981/1166) Davamız Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd ü senadır. .
Ali Rıza DEMİRCAN
O’nu aslî güzelliği içerisinde görmek ve cihanşümul bir nizam olarak tanımak lâzımdır.

Namaza Çağrı


Ali Rıza DEMİRCAN tarafından uzun yıllar içinde namazla ilgili kaleme alınan yazıların bir kısının bir araya gelmesinden oluşmuştur. Gökleri, yeri ve içindekileri biz insanlar için, biz insanları da kendi zatına ibadet etmemiz için yaratan ve namazı ana ibadet kılan Allah’a hamd ederim. Mü’minin miracı ve kendisinin göz aydınlığı olarak nitelediği namazı, örneklendirerek bize ayrıntılarıyla ögreten Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed’e de salât ve selâm ederim. Namaz, İslam'ın anlatımında, inanç esaslarından sonra birinci derecede yer verilmesi gereken görevimizdir. Çünkü namaz, Rabbimizle sürekli bağlantı kurdurarak hayatımızın İslâmlaştırılmasında muhtaç olduğumuz enerjiyi saglayacak baş ibadettir. Takriben kırk yıldır namazla ilgili olarak Cuma hutbeleri sunmama, vaazlar, seminerler, konferanslar vermeme ve televizyon programları yapmama rağmen, bu konuda görevimi gereğince yapamamanın ezikliği içindeyim. Bu ezikliğimi bir nebze olsun giderebilmek için, uzun yıllar içinde namazla ilgili yazdıklarımdan bir kısmını bu kitapçıkta bir araya getirdim. Gayem, namazın nasıl kılınacağını öğretmek değil, önemine, özelliklerine ve "Olmazsa olmazlığına” işaret etmektir. Bu kitapçıktaki yazıları okuyup da yararlı olduğuna inananlardan ricam, alınıp dağıtılarak yayılmasına katkı vermeleridir. Temel davamız, O’na hamddir. .
Ali Rıza DEMİRCAN
Namaz, İslam'ın anlatımında, inanç esaslarından sonra birinci derecede yer verilmesi gereken görevimizdir.